Vazgeçmemek Üzerine

img

Yılsaydık Keşfetsene olmazdı!

Keşfetsene‘nin temelini oluşturan maceramız, hayatımızın en büyük deneyimi; interrail. Her yolculuk muhakkak bir başlangıç ama bizim için aldığımız 1 tren ve 2 uçak biletinden çok daha fazlasına sebep oldu interrail. Manevi katkıları, onlarca şehrin öğretileri, eğlencemiz, muazzam Avrupa kültürü ve üzerimizdeki kültürel etkileri, vizyonumuzun genişlemesi ve muhteşem anlarımızı ayrıca yayınlayacağız ama şu bloga sahip olmamıza ve ona güçlü bir giriş yapmamıza sebep olduğunu hep birlikte görebiliyoruz sanırız.Biraz vazgeçmeme durumundan bahsetmek isteriz. Çünkü hikayemiz tamamen aksilikler üzerine başladı.

Aralık 2008, Üsküdar: 3 kişi çıkmıştık yola, interrail’e gidelim, gitmeyelim, yapalım ama para yok, para bulunur ama İngilizce yetmeyebilir mi, o çözülse dönünce iş bakmak lazım 40 günlük kayıp, olm nasıl olacak o iş, soyarlar falan filan.

hayallerinde asla vazgeçme

Şubat 2009, İstanbul: TCDD o yıl sistem değişikliği nedeniyle bilet satamıyor, zor şekilde biletleri aldık. İnternetten sipariş ettik ancak 11 gün gecikti. Her gün ayrı ızdırap. Kitap okumalar, internet araştırmaları falan başladı. Bir sürü olumsuz yorum var yerli kaynaklarda… Hani kitaplar iyi de, internet yayınları dehşet. Herkes neredeyse ölümden zor kurtulmuş. Abartılara gel yahu. Hani yok artık diyorsun ama bilmemek kadar yenmesi zor bir düşman var mı!

Mayıs 2009, Şişli: Seyahatimize 2 ay kala üçüncü arkadaşımızla yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Bizler gibi arkadaşlık, dostluk ilişkilerine çok değer verenler için çok zor olmuştu bu karar, eminiz üçümüz için de. Ama bir şekilde devam ettik, etmeliydik de. Detaylandırmayalım, ancak zor bir süreçti.

Haziran 2009, Taksim: Taflan‘a vize çıkmadı. Daha doğrusu başvuramadık bile. Öğrenci kimliğiyle başvuracağız, sponsor gerekiyor ve ailevi durumlardan sponsorluk anne-babadan sağlanamıyor. İkinci derece yakın akrabadan anlaşıyoruz onu da İtalya kabul etmiyor. Taflan’ın dedesinin dedesi olduğunu ispatlamak ne zormuş arkadaş. Geziye 11 gün kala çıktı vize, o an neler yaşadığımızı anlatamayız sanırız.

24 Temmuz 2009 Sabiha Gökçen Havalimanı: Myair diye bir İtalya hava yolu şirketinden Bari’ye 23:30’da biletimiz var. 20:30 civarlarında hava limanındayız, işlemler bir an önce bitsin duty free’ye girelim diyoruz bir şey varmış gibi, heyecan işte. Aaa, kontuarı kapalı, yandakilerin söylemine göre bu sabah şirket batmış… Lan!.. Dün gece uçan şirketin bu sabah lisansı iptal olmuş, ofisleri kapı duvar, elde 200 €’luk biletler çıktık kapıya. Sabiha Gökçen şu anki gibi büyük değil o zaman, açtık matları oturduk üstüne birbirimize bakıyoruz. “Buraya kadar” dediğimiz bir an oldu, yalan söylemeyelim şimdi. Sonra internete girebilecek arkadaşlarımızı ardık, akıllı telefon icat edilmemişti daha, cepten bilet bakamıyorsun, tüm ofisleri geziyoruz, Avrupa’nın herhangi bir yerine ucuz bilet arıyoruz, bir yandan tren saatlerine bakıyor arkadaşlar, ilk 3 günü yalan edip Sirkeci’den gideceğiz ama ilk tren sabaha, o sırada Merve Pegasus’la Berlin‘e gece 1’de mi 2’de mi ne uçak buldu Sabiha’dan. Normalde aklımızdaki rotanın son durağından başladık seyahate, ilk iki günkü hostel rezervasyonlarımız yandı, uçak için 180 Euroya mı ne ekstradan cepten para çıktı, yerine can sıkıntısı, sinir bozukluğu cebe girdi, offf.

Birleşik Krallık

25 Temmuz 2009 Havada Bir Yerler: Efsanelerin en bilineni olarak İtalya’dan alınmış Schengen vizemizle nasıl Almanya’ya gireceğiz? 3 saatlik uçuşta sadece bunu düşünerek geçti yolculuk ve çat, hiçbir şey sormadan aldılar ülkeye. Taflan devam etsin; “Titrediğimi hatırlıyorum, hayatımda ilk kez yabancı bir topraktayım ve bin tane korkunun can sıkıntısının ardına sinirlerim boşaldı. Ağlasam artık yeridir…”

25 Temmuz 2009 Berlin: Bir şekilde Roma’ya gitmemiz lazım. 1 gün kayıpla da olsa rotaya başlamalıyız, ama trenlerde yer yok. Daha ilk günden supplement ödersek nasıl kalkacağız artık bu bütçe sapmasının ardına, sonunda iyi kötü sabaha bir tren bulduk burada da kendimizi mutlu edecek bir şey oldu tren Innsbruck‘tan geçiyor ve 6 saat sonra bir tren, 8 saat sonra bir tane daha falan var. Insbruck’u görmeyi çok istiyorduk ama rotaya alamamıştık, bunca zarar kısa süreli olsa da, orayı da planlarımıza ekleme şansı verdi bize. Her kötünün içindeki hayır işte. Sonra, sonunda ver elini Roma.

29 Temmuz 2009 Roma: İkinci gün, ağzımız açık sokak gösterilerinden birini izliyoruz, akşam hostele döndüğümüzde Barış‘ın sırt çantasından para çalınmış. Hem de aptallık bizde ama ilk günün acemilikleri. Yeter artık biz bu işe devam etmeyelim gidelim bir yerde takılalım 15 gün diyor insan ama serde vazgeçmemek de var, neyse ki laf dinledik paralarımız 6’ya bölünmüş durumda, kaybımız çok az. Bunu da birkaç saatlik stres kazanımı sayıyoruz ki saçlar beyazladığında ilk birkaç telini buraya addedebiliriz, ve devam ediyoruz…

asla vazgeçme

Daha başımıza bir sürü ufak tefek şey geliyor ama o interrail bittikten, İstanbul’a döndükten sonraki zenginleşmemiz, hayatımıza kattıkları, baktığımız yer aynı olsa da gördüklerimizdeki değişim ve bugün günlük hayatta dahi karşılaştığımız sorunlara çok daha rahat bakışımız ve çözüm üretebiliyor oluşumuz…

Vazgeçmeyin, gezmeye, yurt dışına çıkmaya hatta oturduğunuz yerde herhangi bir şey yapmaya karar verdiğinizde yürüyün, önünüze çıkan her şeyi yıkın geçin ve keşfetme duygunuzun sizi sarmasına izin verin. Emin olun iyi gelecek, hadi, lütfen bir şeyler planla, hayal kur, harekete geç, inan. Şimdi interrailden 5 yıl sonra diye yazdığımız hikayemize de bak.

Kendi hikayeni yazmak için hayallerinin peşinde koşsana, hadi keşfetsene!

interrail rehberi

img

Selanik Gezi Rehberi

 Haydi Selanik Turu Yapmaya, Komşuya Selanik Yunanistan'ın ikinci büyük ve çoğunluğun kabulüyle en hareketli şehri.…

4 Yorum

1 Yorum

  • Onur

    14 Temmuz 2014 - 13:17 Cevapla

    En zoru başlamak olsa gerek. Başladıktan sonra cüzdanı da çaldırsan, trenide kaçırsan, çantayıda kaybetsen, o anda yaşadığın o sıkıntılar sonradan en güzel anıların olarak kalıyor.

Siz de yorum yazarak bize ulaşabilirsiniz.