Sohbetler ve Kültür Farkı

img

BİR YABANCI OLARAK AVRUPA SEYAHATİ

İnterrail‘de bizim memleketten olmanın iki özel yanı var. Birincisi grup buluşmalarında varlığınızla diğerlerini şaşırtma ve tüm merakı üzerinize toplama, ikincisi gerçekten farklı bir kültürde yaşamış olmanın getirisi olarak şaşkınlık! Gerçekten “where are you from” sorusuna “from Turkey” ya da “from İstanbul” cevapları verildiğinde hâlâ, “Aaaa, siz gezer misiniz” temelinde bir şaşkınlık oluşuyor ki, ilk günlerde bu kısmen biraz ağır, kısmen de özel gelse de alışıyor insan.

2009’daki interrailimiz arkasına yazdığımız günlük ve basmadığımız kitaptan ilgili bölümü 2014’te bunca gezmişliğimizin tecrübesi ile çok az dokunarak güncelledik. Yani yazı neredeyse günün sıcağında, interrail sırasında ve dönüşünde yazılmıştır diyebiliriz.

Floransa

Öyle ırkçı ya da dışlayıcı bir tepki biz hiç görmedik. Gidenlerin gördüğünü de pek duymadık. Ancak ciddi bir ‘merak’ söz konusu diyebiliriz. Ufak bir meclis oluşturulan her yerde selamlaşmadan sonra ilk soru memleket oluyor.  Neredensiniz sorusuna Türkiye veya bazı ‘cin’ arkadaşlarımızın söylemiyle İstanbul cevabı gelince, tüm göz ve kulaklar bize dikiliyor. Gerek Avrupalıların kendi içindeki benzerlikleri ve diğerleriyle ilgili bilgileri, gerekse Amerika, Kanada, Avustralya gibi ‘uzak’ ülkelerden gelenlere yaklaşımlar benzer. Zaten siyasi bir ortamda değil de, gençlik gruplarında olduğumuzdan daha eğlenceli konular konuşuluyor ve temel konu da merakları oluyor.

Vatikan

Biz fena hazırlıklıydık fakat toplamda yüzlerce kişi içinden iki kişi tarafından saçma sapan sorulara maruz kaldık. Paris’teki hostelimizde sohbet ettiğimiz bir İtalyan arkadaşımız başta olmak üzere gelen klişe sorular, “kızlarınız bikini giyebiliyor mu, Türkçe diye –latin alfabeli- bir dil mi var, okullarda İngilizce eğitimi veriliyor mu, çeşitli büyük firmalar Türkiye’de var mı, başı açık sokakta geziliyor mu?” gibi cahil saçmaları oldu. Hazırlıklıydık dediğimiz gibi bunlara karşı. O anki haleti ruhiyeye göre ya aşağılıyorsun, cehaletini suratına vuruyorsun (biz hiç yapamadık) ya da uzun uzun anlatıyorsun. Beton binalarda değil de kerpiç evlerde yaşadığımız, taksi olarak develerle seyahat ettiğimizi sanan insanların günleri biraz geride kalmış sanırız (2009 anıları bunlar) ancak, bir yerlerde yeniden hortlayacağına da eminiz. Onlara suç bulamıyor insan açıkçası, ilk suçlu şüphesiz ki medya. Televizyonlarda Türkiye ile verilen birkaç haber görme şansımız oldu, baştan sona bizim ne kadar döküntümüz eksiğimiz varsa o verilmiş. (2009 notu: Bugün bu notlar alınırken İstanbul’da acı bir sel felaketi meydana geldi, uydu aracılığıyla izlediğimiz bir yabancı kanalda “İstanbul’un koca koca binaları sular altında, şehrin en kaliteli noktalarını sel bastı” şeklinde verilen haberde 5 katlı apartmanların olduğu bir cadde gösteriliyor güzide yer olarak. Arkası zaten başlı başına çamur deryası. Başı açık bir kadına da haberde denk gelmedik… )

İşin özeti tanıtım diye milyonlarca dolar harcasak da bu işe kökten çözüm bulmadan olmaz. Kimse kimseye Türkiye böyle demiyor ki, iki Türkiye’nin hep fakir ve gelişmemiş yüzü gösteriliyor.

turkey-hotels

Bize göre ikinci hata da orada yaşayan gurbetçilerimizde ne yazık ki. Haklı gerekçelerle kendi kültürlerini koruma ‘korkusuyla’ kendi içlerine kapanmış, bizimkiyle pek alakası olmayan yeni bir kültür benimsemişler. İstanbul’u geçiniz, Anadolu’nun bile çoğunda olmayan bu kültürle son derece izole yaşayan Avrupalı Türk, Kürt ve Laz kardeşlerimiz istisnaları olsa da geneli yansıtıyor ve o ‘genel’ de bizi oraya tanıtıyor.

Kendimizce çıkarımlarımla bu iki temele oturttuğumuz yanlış tanınma kim bilir nice nedenlerle, elbette Osmanlı tarihi ve günümüz Türkiye’sinin onlara göre ciddi farklılıklar barındıran kültürel farklılıklarıyla karşımıza çıkıyor. Çoğu cehaletten kaynaklanan sorular, art niyetli olmayan birileri tarafından geldiği sürece gayet katlanılır ve komik. Bir süre sonra verdiğiniz cevaplarla onlarda yarattığınız şaşkınlık yerini yalancılığa bırakabiliyor, aman dikkat.

Ayasofya

Söylemlerinizi desteklemeye çalışın. Türkiye’deki laiklik Fransa’dan dahi daha güçlü uygulanıyor /uygulanıyordu (2009) dediğimizde sekiz kişilik grup fena kahkaha attı önce, Ancak onlar haçla ve türbanla her yere girebilirken bizde okullara dahi bununla girilemediğini anlatınca oldukça şaşırdılar. Bunun bu boyutunu elbette desteklemediğimizi, ancak katetmemiz gereken yollar olduğunu düşündüğümüzü belirttiğimizde iyice şaşırdılar. Ülkemizle ilgili diğer sohbetler güncel siyasi olaylar. Bizim bile doğru dürüst anlamadığımız Ergenekon’u anlatmak gerçekten büyük dert oldu. PKK’dan Kürt sorununa, Kıbrıs’tan Ermeni meselesine her şey hakkında biraz biraz fikirleri var. Hatta Ermeni sorunununda mesela, sadece okulda öğrenmiş -yani öğrenmemiş biriyseniz- sizden daha çok fikirleri var. Yalnız şöyle bir acı nokta, iyi şeylerin hiçbirini bilmezlerken kötü her şey hakkında iyi kötü fikir, en azından haberdar oluşları üzücü…

Atatürk’ü hepsi biliyordu. Birkaç kişi doğal olarak asker kökenli oluşuyla ilgili soru işaretleri barındırsa da genel bir hayranlık en azından beğeniden söz edebiliriz. Geçmişin ve dönemin siyasi konularının dışında bitmez tükenmez Avrupa Birliği meselemizden, Bizans’a, Yunanistan sorunlarına kadar her şeyi konuştuğumuz çok kültürlü dostlar oldu.

Selanik_8

Üzüntü şudur ki; öyle vurunca tın sesi gelmeyecek kadar da olsa boş adam değilizdir, arkadaşlık gruplarında nispeten bilgili, iki laf eden insanları olarak tanınan biz de, birçok konuda yetersiz kaldık. (2009) Eğitim sisteminin yamukluklarından mı dersiniz, gazetelerimizden mi, Türkiye’deki tarih eğitimi ve izninin tek yönlü oluşundan mı bilinmez, bazen insan kendini bir hiç olarak görüyor. Tabii ki üzüntüyle biraz haksızlık ediyoruz kendimize ama yok işte, yetemediğimiz anlar çok fazlaydı. Hani iyi kötü ülkemizle ilgili her muhabbette aydınlatıcı olduk ama en azından sinirimizi bozan iki kişiye karşı (sorularından ziyade yanlı oluşları) onlarla ilgili bir şeylerle onları vurabilseydik keşke…

2014’te İtalyan arkadaşlarımızı Türkiye’de ağırladığımızda 30 mart seçimlerine çok kısa bir süre vardı ve hepsi Erdoğan’ın nasıl bu kadar çok kazandığını sorduğunda Barış “Berlusconi’nin nasıl bu kadar çok kazandığını sorusunu” cevap olarak verince daha etkili oldu, ancak geçmişte (2009) bizim birikimimiz açısından dahi çok başarılı değildik.

Burası çuvaldızı kendimize batırmamız gereken nokta. Biz hem kendi tarihimizi, hem onların tarihini ne kadar iyi bildiğimizi sorguladığımızda, okullarımızda verilen eğitimin savaşların neden ve sonuçlarından öteye geçemediğini, uluslar arası büyük olaylarda, dünya tarihinde çok bilgisiz bırakıldığımızı yaşayarak gördük.  Bu ülkede aldığımız standart eğitimin batı ülkelerinin fazlasıyla gerisinde olduğunu üzülerek gördük, ve kendimizi çok daha geliştirmemiz gerektiğinin farkına vardık.

Amsterdam_9

Almanlara birileri Hitler’i falan söyleyince (hiçbir şekilde vurma amacıyla değil, merakla) zaten başlarını öne eğiyorlar. Geçmişiyle yüzleşebilmiş, içsel eleştirilerini yapmış, pişmanlıklarını yaşayan bu toplumlar elbette bu kadar ileriye bakabilirler, buna ayıracak o kadar çok enerjileri var ki. Ama her ülkenin soru ve sorunları vardır, bunlardan bahsedilebilir şüphesiz ki, önemli olan geçmişle barışmak ve af dileyip geleceğe bakabilmek. O İtalyan arkadaşın da bildiklerinin tamamen geçersizliğini göstermek için Türkiye’ye davet ettik, gelirse daha güzel bir yüzleşme ortamımız olacaktır. (2014 notu: Gelmedi) Tanıştığımız her beş kişiden biri denilebilecek bir yüzdeyle ya Türkiye’ye gelmişliği ya da gelmiş bir tanıdığı var. Bu güzel haber. Seyahatlerinin genelde Antalya yöresine, dolayısıyla bir otele, her şey dahil konseptinde hapislikle olduğunu öğreninceyse biraz buruklaşıyor insan bu da kötü haber. Bedava turizme ve inanılmaz hizmete gelen bu dostlar elbette otelden dışarı çıkmamışlar. Otelde de personel dışında pek yerli insan görmedikleri için, bizle ilgili bir şey bilmiyorlar. Üzücü!

İstanbul’a gelenlerse en az bizim kadar bu şehre hayran. Ancak gelen, gelince de hakkını verebilmiş olanı çok az. Hepsi Taksim’e gidiyor, oysa ki çoğu Taksim’de dansöz oynatıyormuş. Kafalarında feslerle dönüyorlar, sonra da Türkiye’yi görmüş oluyorlar…

Turkey logo

Sohbetlerin kolaylıkla başladığını ve keyifle devam ettiğini belirtmeliyiz. Her gün gezginlerle dolu bir yerlerde oluyorsunuz ve herkesin ortak amacı kültür paylaşımı ve eğlenmek. Bu yüzden sıcak bir selamlaşma birçok konuyu peşi sıra getiriyor. Sohbetler sıkışınca kız erkek fark etmez, futbol iyi bir payda. Dünyayı kasıp kavuran bu sporda bizi de son derece iyi tanıyorlar. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin bilinme oranına % 90 dersek, Beşiktaş’ımızınki de % 70. Çok az Trabzonspor’u da bilen de var. Kulüplerimizin başarısı kadar burada çalışan yabancılar da bilinirlikte etkili. Trabzon (2009) bugünkü Belçikalı teknik direktörü sayesinde tanınıyor mesela. Ya da hangi ülkenin futbolcularını transfer ettiyse takımlarımız, orada biliniyorlar. Galatasaray’ın UEFA şampiyonluğundan ziyade, Şampiyonlar liginde sıfır çeken Fenerbahçe ve bir maçta 8 yiyen Beşiktaş olayları kem talihimizin tanıtım unsurları. İtalya’da Fatih Terim, İspanya’da Nihat gibi olaylar biraz yalan, biz fazla abartıyoruz sanırız ya da bize denk gelmedi diyelim. (2009)

Ancak futbolun da her zaman ortak konusu dünyanın büyük takımları ve o senenin büyük transferleri üzerine. Muhtemelen interrailin yapılacağı en iyi sezonun yaz sezonunda oluşu, transfer sohbetini açıyor.

Madrid

Müziğimiz konusunda bizim tanıştığımız arkadaşların pek bir fikri yoktu. Hadise’yi tanıyanlar bulunuyor ya Belçika geçmişinden ya da Eurovision’dan diyelim. Tarkan unutulmuş, bir kişi de Livaneli’yi biliyordu çok sevindik. Ahmet Kaya’nın da bi’ bilinirliğine rastladık.

Filmlerimizden üzücüdür kimsenin haberi yok. Elbette bu konuda aydınlaşan ya da ilgisi yüksek kişiler biliyordu artık sinemasını ama, sağda solda denk geldiğimiz o ülkelerin genç insanları habersiz. Almanya’da Lothar izlemişliği olduğunu söyledi, sorduğumuz ilk film sorusuna Recep İvedik dedi ki acılar içinde kıvrandığımız andır. Türkiye başarısı yetmemiş, Almanya’da da satmış gayet. Türk arkadaşları götürmüş onu sinemaya, umarız nezaketen beğendiğini söylüyordur ama iyiydi diyor. Dünya kültürüyle ilgili derin derin sohbet edebildiğimiz bu ayaklı kütüphaneye Türk diye Recep İvedik’i satmışız. Evet karakter çok Türk, ancak Yeşilçam ve modern sinemamız açısından üzücü bu haber bize göre.

Sohbet

Biraz kültürlü olmanın yararı çoktur. İyi kötü onların az bildiği ve tanışma şansının görece az olduğu bir toplumun bireyleri olarak kültür elçisi misyonunuz da var sevgili sırt çantalılar. İki kelime edebilen, okumuş etmiş biri olmak işe yarıyor, onları şaşırttıkça hem hayranlıklarını kazanıyorsunuz hem de ülkemize ufak bir katkı sağlıyorsunuz. Yılda 100.000 kişiyi böyle yollasak, ülkenin imajı 10 senede değişmezse ne olalım. Televizyonda köprüden at sırtında kız atlatmaktan daha etkili bir imaj çalışması. (2009 Türkiye tanıtım filminde Boğaziçi köprüsü üzerinden atla güzel bir kadın atlamaktaydı/ I Dream of Turkey videosu ile hatırlanabilir) Ülke sorunlarını iyi bilin. Kıbrıs’tan, Kürt sorununa, Avrupa Birliği’ne, Ermeni sorunundan, Osmanlı tarihine gelmiş geçmiş ve güncel tüm siyasi  konular gündeminizde olacak.

Memleketinizle ilgili en saçma sorulara da hazır olun. Bizi Avrupalı veya Akdenizli değil Arap sanıyorlar. “Tam ortada, yüzü Avrupa’ya dönük, geçmişine sırtını dönmemiş yaşayış biçimi olarak Avrupalı, örf ve adetlerde de Anadolulu bir kültür medeniyetidir Türkiye. Ne ağaca benzer, ne de buluta” tezimiz çok işe yaradı. Gülerek, eğlenerek, onlara doğruyu anlattık, bazen çok cahilleri karşısında mutlaka yalancı olduğumuz düşünüldü ancak vicdanımız rahat döndük. Ülkeniz kadar artık bir dünya vatandaşı sıfatınızla Avrupa öncelikli olmak üzere Dünya kültürü hakkında da bir şeyler bilmeniz önemli, geliştirin işte kendinizi, ne görür, ne duyar, ne kadar gezer ve ne öğrenirseniz; o kadarsınız aslında. Düsturudur Keşfetsene’nin.

interrail rehberi

img

Şile Gezi Rehberi

İstanbul'dan En Yakın EKONOMİK Deniz Eğlencesi İstanbul'a yakın kaçamak noktalarının en meşhurlarından Şile, Karadeniz…

5 Yorum

Daha önce hiç yorum yapılmamış

Siz de yorum yazarak bize ulaşabilirsiniz.